28 Nisan 2016 Perşembe

Kırmızının Tarihte Yeri


Kırmızı sözcüğü dilimize Arapçadan geçmiştir. 

Kırmızı "kırmız" adlı bir böcekten elde edilen ve Osmanlı döneminde romatizma tedavisinde kullanılan, koyu kırmızı renkte bir ilacın adından geldiği de söylenir.



Kırmız Böceği

Kızıl sözcüğü ise Eski Türkçede kızmaktan (çok fazla ısınarak kızıl renge bürünmek) türemiştir.

 "Al" sözcüğü ise Türkçedir.

Kırmızı,ana renklerdendir. 

Güneşin içinde ki ve gökkuşağında ki kırmızı renk  gözümüzün açısına 42 derecedir.

 Kırmızı ışığın dalgaboyu tahminen 630-760 nanometre civarındadır. 

Kırmızı en düşük frekanslı renktir. 

Kan hemoglobin yüzünden kırmızıdır. 

Kırmızı renk deniz suyu tarafından emildiği için siyah gözükürler.

Kırmızı,İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmaları  logolarında kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. 

Kırmızı için yanlış bir inanış vardır, boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Boğalar ,kırmızıya değil kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır.

Kırmızı rengini çağrıştıranlar;
Aşk, sevgi, nefret, cesaret, kuvvet, ısı, enerji, mutluluk, refah, saldırganlık, kızgınlık, cinsellik,sonbahar, komünizm, tutku, güzellik, ateş,tehlike, kan, Noel,savaştır.

Kırmızının anlamı; Tanrı, Koruyucu Ruh, Ocak (Ev), Dirlik, Bağımsızlık, Hürriyet

“Kırmızı, primitif ilk insanların keşfettikleri renkler arasında yer alır. İspanya‟nın kuzeyinde bulunan Alta mira ve Fransa‟nın güneyinde yer alan Lascaux mağaralarındaki resimler incelendiğinde, bolca kırmızı renge rastlarız. Primitif insanın doğasal özlü bir boya olan kırmızıyı, bu denli çok kullanmasının nedeni, belki de insan üzerindeki kuvvetli etkisinden kaynaklanıyordu. Ayrıca Tunç çağından kalma mezarlarda ölünün yanında bulunan çeşitli kaplar içerisinde, bolca kırmızı boyanın bulunması bu rengin hayatlarında önemli bir yer tuttuğunu gösterir.” 

“Eski Yunanlılarda kırmızı “erkeksi” kimliğe sahipti ve savaş tanrısı Ares ile özdeşleşmişti. Oysa ilkel kültürlerde kırmızı “ dişi ilke”nin rengidir. Çünkü toprak ana ilkel insanlara ilk Neolitik figürleri gerçekleştirmeleri için aşı boyasını sunmuştu”. Yunan tanrısı Ares gibi Roma‟da onun karşılığı olan Mars‟ta kırmızı renkte tasvir edilir. 

“ Eski yunan heykelleri de genellikle mavi ve kırmızı renge boyanırdı.Boyalar zaman içerisinde dökülmüş olduğu için kimse eski yunan heykellerinin boyalı olduğunu bilmemektedir.”

Türk mitolojisinde kırmızı, al rengi adıyla görülür.

. Türkler al rengini kutsal renk olarak görmüşlerdir. 
Türkmen boylarının başlarına taktıkları Börk adındaki başlıkların tepe kısmı tanrıya yakın olduğu için al rengindedir. 



Günümüzde gelinler bekâretin sembolü olarak kırmızı kuşak takmaktadırlar. Geçmiş dönemlerde ise Anadolu‟da gelinliklerin rengi kırmızıdır. 

Kanın rengi olarak kabul edilen kırmızı, Türkiye Kızılay Derneği'nin beyaz zemin üstünde kırmızı aydan oluşan bir bayrağı da aynı anlamdadır. Kızılay bayrağındaki beyaz renk yaralı askerlerin gömleklerini, kırmızı ay ise kan izlerini simgelemektedir.  

Geçmişte Japonya‟da Bürokratlar kırmızı elbiseler giyerdi. Kırmızı ipek Kimono‟ların da insana şifa verici etkilerinin olduğuna, Japonya‟da Beniban (safran) ile boyanan iç çamaşırlarının ise, giyeni sıcak tuttuğuna inanılırdı. Çin‟de ise gelinliklerin rengi kırmızıdır.

Kızılderilerde kırmızı rengin önemli bir yeri vardır.  Kızılderili Astrolojisine göre Mersin balığı döneminin simgesel rengi kırmızıdır ve madeni simgesi de Gröna
(kırmızı renkli sert bir taş)ve demir‟dir. (kızıllaşmış toprak demir oksit)

Rusya da “Kırmızı hem  “güzel” hem “başlıca” hem “en önemli” anlamına gelir”.İlerleyen dönemlerde kırmızı devrimin rengi olacaktır. 

 Kırmızının çeşitli toplumsal anlamları vardır. Bu anlamlar orta çağda yoğunlaşmıştır.
  Orta çağda kırmızıya diğer renklere göre zor elde edilmesinden dolayı yoğunlaşılmıştır.
 Kırmızıyı elde etmekte en çok zorlanan kumaş boyacılarıydı. 
Krallar; zor bulunması, çok pahalı olması ve elde edilmesi zor olan kırmızı renkte boyanmış kıyafetler giyerek krallıklarını ilan ederlerdi. 

Ortaçağda kırmızı rengin bu kadar önemli olmasına sebep olan ilk unsur, rengin çekiciliğinin yanı sıra kırmızı rengi elde etmenin her insana nasip olmadığıdır. 

Kırmızı tıpkı altın, yakut gibi çok pahalıdır ve ihtişamın simgesi haline gelmiştir. Eco(2006:105-106) “Güzelliğin Tarihi” adı kitabında ortaçağ soyluları için şunları söylüyor. “Ortaçağ soyluları güçlerini göstermek için altın ve mücevherler takarlar ve erguvan kırmızısı gibi değerli renklere boyanmış giysilere bürünürlerdi.” 

Köylü kesim ortaçağ Avrupa‟sında zenginler kadar kırmızı kıyafetler giyemiyordu. Devlet yasaları ve kırmızı rengin çok pahalı olmasından dolayı nadiren tercih ediliyordu. Bazı boya bitkilerinden yapılmış kıyafetler giysilerde, doğuda olduğu gibi kaliteli kök boyalardan yapılmadığı için ve doğunun tariflerine uygun boyanmayan kumaşlar hemen soluyordu. “Almanya‟da 1525 yılında köylüler ayaklanmış ve birçok hakkın yanı sıra kırmızı giyebilme hakkını da talep etmişlerdir.” 
(Greenfıeld , 2008 s) 

Fransa‟da “I François ve IV.Henri iktidarları arasındaki dönemde fiyatların aşırı yükselişini durdurmak için 11 ferman çıkarılmış ve hangi kumaşların giyilmesi gerektiği, hangi süslerin yada hangi renklerin yasak olduğu belirlenmiştir.”

16 yy İskoçya kraliçesi Mary‟nin hazin öyküsünde, Mary idama giderken içinde bulunan kırmızı renkli kıyafeti dikat çeker. Kaynaklara göre kuzeni İngiltere kraliçesi I Elizabeth‟e isyan planı yaparken yakalanmış ve idama mahkûm edilmiştir. 
İnançlarına bağlı olan Mary Katolik olan İskoçyanın Protestanlığı tercih etmesi nedeniyle yıllarını hapishanede geçirmiş ve yanına sığındığı kuzeni I Elizabeth tarafından da idam edilmesi istenmiştir. 
Asıl dikkati çeken, anlatılan idam sahnesidir. “ 1587‟de kukuletalı cellâtla buluşmaya mahkûm edildiğinde siyah- kırmızı bir elbise seçmişti. Siyah ölüm içindi ama kırmızı renk( böcek kanıyla boyanmıştır) ölümü karşılama cesaretini simgeliyor ve kuvvetlendiriyordu.” (Finlay, 2007 : 139). 

Greenfıeld .(2008 s) İskoçya kraliçesi Mary‟nin idam sahnesini şu şekilde anlatır;

“O sabah şık bir rahibe gibi giyinmişti üzerinde siyah kadife işlemeleri olan uzun, siyah saten bir elbise giymişti ve belinden – Protestan İngiltere‟ye tekrar aşılamak istediği inancın sembolleri olan iki tesbih sarkıyordu. Kumral saçlarını uzun beyaz bir baş örtüsü kaplıyordu. Ama sahneye çıkıp elbiselerini çıkardığında bütün manastır çağrışımları yok oldu, çünkü siyah ve beyazın altına koyu kırmızı kadife bir iç etekliği ve koyu kırmızı saten kortaj giymişti . Tudor İngilteresi‟nde ve Avrupa‟da kırmızı; şehitlik cesaret ve kralık soyuna ait kanın rengiydi.”

Sanatta Kırmızı

15.yüzyıldan itibaren resmin konusu değişiyordu.
15.yy başından itibaren resimdeki insanın kişi özelliklerinin ele alındığı görülür. 

Jan Van Eyck Türbanlı Adam Portresi, 1433



Bu resimde dönemin burjuva sınıfının yansımasını görürüz. O dönemde sınıf atlamak isteyen Rönesans erkekleri arasında kızıl kepler ve şapkalar revaçta olan moda aksesuarlarıydı. 
Bu kırmızı türban takmış adam, ressamın kendisi de olabilir. Dönemin modasına uygun yaşam tarzını yansıtmaktadır. 
Rönesans tüccarları ve sanatçıları için kızıl türban çok etkili bir reklâm yoluydu.
Van Eyck‟ın Bourgogne dükünün yanında geçirdiği yıllarda hızla eriştiği servet ve ün Burjuva hayatı yaşamasına sebep olmuştur. Bu nedenledir ki, kırmızı türbanı ile resmedilmiş kişi ressamın kendisi olabilir. 


Raffaello Papa X. Leo ve Kardinalleri,1518





Rönesans‟ın üçüncü büyük sanatçısı Raffaello 1518 yılında Papa X. Leon ve Kardinallerini resmettiği çalışması portre çalışmaları arasında önemli bir yer tutar.
 Arkada koyu bir fon ve figürleri saran yumuşak bir gölge halindedir. Eserde görülen ışık-gölge biçimlenmesini Leonardo da Vincinin çalışmalarında bile görülmediği söylenmektedir. Çünkü bu resim doğadan alınan gözlemin keskin çizgilerini taşımaktadır.
Manastır hayatının yüzde yansıttığı, titiz dini ruh, başarı ile anlatılmıştır.
Raffaello Papa için çalışan, eserlerini veren sanatçılar arasındadır. Sanatçı yaşamının büyük çoğunluğunu Vatikan da geçirmiştir.

Raffaello‟nun seçtiğimiz bu eserinde, Papaların sanata karşı koruyucu yanlarını görürüz. 

Kardinallerin giysilerinde, hatta neredeyse eserin tümünde tercih edilen kırmızı renk, 16. yy‟da kırmızıya verilen önemi bize hatırlatıyor. “ Kadife ve damasko kumaşlar, çeşitli zengin tonlarla, ihtişam ve güçlülük havasını arttırıyor.”
Figürlerdeki  ihtişam, Medici ailesinden gelen Papanın, hem dini mertebesini, hem de ailesinden aldığı gücü ve ihtişamı sanatçı bu resme yansıtmıştır.

Raffaello Granduca, Meryem



 Meryem‟in kırmızı elbisesi Hıristiyanlığın İsa‟nın kanı ile ilişkilendirmesindendir. 
Meryem resimleri, aynı zamanda Raffaello‟nun ideal kadın güzelliğinin de simgesidir.

Caravaggio Aziz Jerome 1605-1606



 Barok sanatının özgün ressamı Caravaggio „nun “Aziz Jerome” adlı eseridir.

Kırmızı rengin dinsel anlamda kullanımı, Aziz Jerome‟nın çıplak vücudunu saran kumaşta da görülmektedir. 

İsa‟nın kanını temsil eden kırmızı aynı zamanda Azize, kilisenin bahşettiği şehitlik kimliğini kazandırır. 

Yaşlı aziz, açık ya da kapalı kitap ciltleri ile karmakarışık olmuş masada, çok sayıdaki teolojik eserinden birini yazarken betimlenmiştir.

Bir eli ile kitabın ucunu tutan figür, diğer kolunu masaya uzatmış ve elinde not almaya hazır bir kalem tutmaktadır. 

Masanın üzerindeki kolundan başlayarak, çıplak vücudunun saran kırmızı kumaş bulunmaktadır. 

“Bu kumaşın geniş bir alana yayılışı, kitabını yazan bir yazardan akan kan olarak ya pişmanlık duyunca tanrıya sunulan kanın bu kez tövbekâr bir erkek tarafından sunuluşu olarak okunabilir.” 
( Cappodona, 2008)


 Caravaggio‟nun bu eseri, Raffaello‟nun eserinde bahsettiğimiz gibi kardinaller, kentsoyluları ve krallara layık görünen kırmızının, kültürel yaşamın içinde ve dini simgelere uygun, Coppodona‟nın deyimi ile (2008) “seküler olanla dinsel olanın kırmızı renk aracılığı ile bir araya gelmesini simgelemektedir.”

Caravaggio çoğunlukla eserlerinde vücutları saran, ya da resmin genel yapısı içinde akıp giden kırmızı kumaşlar betimler. 

Rembrant Van Jin Yahudi Gelini ( 1667)




Işık ve renk ustası olan sanatçının eserleri gerçekçi bir gözleme dayanır.

“1667 tarihli bu yapıtta, figürlerin yüzündeki ifade ve eserin genel yapısı, sevgi ve şefkat yüklü bir evlenme sahnesi çıkarır karşımıza. 

Yahudi bir şairin düğününe ait olduğu düşünülen ya da Rembrant‟ın komşusu olan Musevi Ghettoso‟nun sanatçıya sipariş verdiği eserlerden biri olduğu söylenen bu eserde gelin, mahcup, ürkek bakışlarla, biraz tedirgin olduğunu hissettirse de, erkek figürü, yeni eşine şefkatle dokunmakta ve bakmaktadır. 

Aynı zaman da bu eser kırmızı rengin, gelinin üzerinde tercih edilmesi nedeniyle eski Yahudi gelenekleri ve Yahudilerin kırmızı renge kattığı anlamlar hatırlanmalıdır. 

“Yahudi geleneklerinde kırmızının, son derece önemli ve karmaşık anlamları vardır. Sadece insan anlamında değil – İbranice “Adam”(Türkçe: “Adem”)”kırmızı” demektir- aynı zamanda yanan çalı biçiminde tanrıyı temsil ediyordu. Açık kırmızı kanı feda etmenin rengiydi, ama aynı zamanda bir günah işlemekten sonra bu fedakârlıkla kendini affettirmek isteyen kişinin günahının rengi de açık kırmızıydı.”( Grenfield,2008)









 




0 yorum:

Yorum Gönder